Tarihten de anlaşılabileceği gibi daha çocukluk yıllarımız. Siyah beyaz TV´den, renkli TV´lere henüz transfer olmamışız, olanlar da kapıya Mercedes(!) çekmiş kadar memnun ve havalı. Adile (Naşit) Teyze´nin kuzucuğuyduk biz o zamanlar.
Dünyayı bizim mahalleden ibaret sanıyoruz, biran önce büyüsekte şu bakkala-çakkala gitme işinden bir yırtsak derdindeyiz. Rutin günlük görevlerimiz arasında abilerden ablalara hiç üşenmeden mektup taşıma işi en başı çekmekte. Sebebini bile bilmeden Küçük Emrah filmlerinde gözlerimiz yaşarmakta, Küçük Ceylan filmlerinde yaşarma olayına salya sümük eşlik etmekte. Ne var, ne gülüyorsun? Sen sanki geçmedin mi bu yollardan? |