Dışarıda yağmur var, aklımda yâr, yarın aklında bambaşka bir yâr. Önümüz bahar ama ben hâla yaprak dökmekteyim. Yeşillensin diye beklerken her yanım günden güne sararmaktayım. Ey yâr mutlu musun peki söyle? Sen gezerken kol kola sevdiğinle ben dokunamıyorum bile sevdiğime. Sen boğulurken o mavi gözlerde, ben siyah gözlerine hasretim. Kâbusum oldu o gözlerin. Bakmaya korktuğum ve bir o kadar da içinde kaybolduğum gözlerin. Hasretim dinsin diye beklerken sana, her geçen gün bambaşka bir hasret ekleniyor sana. Küçülsün diye beklerken bendeki yerin, her geçen gün büyüyor boş bıraktığın o mevkiin. Kimseler dindiremiyor bende bıraktığın sızıyı. Denedim olmuyor, olmuyor işte. Sana suç bulamam, suçlu değilsin çünkü. Ben de suçlu değilim. Sen sevdin ben de sevdim. Sen onun için her şeyi göze alabilir misin söyle? O mavi gözlerde ki ufak bir tebessüm için mutsuzluğu seçebilir misin? Bu kadar fedakâr mısın sevdiğine? Ben siyah gözlerindeki ufacık bir mutluluğa mutsuzluğumu serdim önüne. Sen gül istedim, mutlu ol, o gözler tatmasın keder dedim. Kendimden geçtim be hayırsız!
Eğer sen de benim kadar âşıksan söz karışmam. Zaten hep lâl olmuşum sana karşı. Alışkın bu biçare gönül sessizliğe. Yine de bekleyeceğim seni. Beklendiğinden bihaber olarak sen de geleceksin. Bir gün eğer gerçekten ona âşık olmadığını anlarsam söylerim sana. İtirafım olacak işte o gün, yeter ki sen daha fazla bekletme beni...
|