Bir kaç gün önce araba arıza yaptı. Ümraniye´de bir tamirciye bıraktım, isim vermiyorum reklama girmesin diye. Neyse pek alışık olmadığım bir şekilde yani yürüyerek otobüs durağına gittim. Millet nasıl toplu taşıma araçlarına biniyor az izleyeyim de bilgim olsun dedim. Oturdum durağa Beykoz otobüsü gelsin diye bekliyorum. Durak adı üstünde tam bir durak, gelen giden eksik olmuyor. Bir ara yoğunluk artmıştı ki arkamda bir hırlama duydum. Afallayarak telaşla arkamı döndüğümde birde ne göreyim; iki sevimli it (köpek) cilveleşiyorlar. İlk başlarda durum normaldi ama ilerleyen zamanda erkek olan olayı biraz abartınca durakta da çoluk çocuk çok olduğundan müdahale şart oldu. “Hoşt!” falan dedim bir iki hareket çektim ama fayda etmiyor. Gittim yanlarına “Ayıp ayıp! Bu iş uluorta olmaz” diyerek bastım tekmeyi erkek olanına. Hayvan bu duruma çok bozuldu, son salladığım tekmede, paçamdan yakaladı beni. Ben çekiyorum o çekiyor. Sonunda iki üç asılmayla kurtardık paçayı. Ufak bir iki diş izinden başka bir hasar görmedim. O sırada itler (köpekler) kaçtı gitti. Kafamı kaldırdım ki bütün durak bana bakıyor. Tabi köpek paçama taarruza geçince birazcık korkudan sesim yükselmiş. Millet gülmemek için bir yerlerini sıkıyor. Sessizce durağa döndüm; “Sakın gülmeyin, gülene dalarım!” diye bildim sadece. Şahsen ben aynı durumda başkası olsa dayak yemeye razı olur kesin gülme krizine girerdim. Neyse ertesi gün arabama kavuştum, uğraşmıyorum artık hiç bir hayvanın özel hayatıyla. |