Türk milleti olarak gelenek ve göreneklerimizde silah kullanımı var. Bunu inkâr edemeyiz. Eski Türk´lerde üç şey namus sayılmıştır; At, avrat, silah! Bu üç şey için savaşılır, yaşanılırdı. Günümüze bakarsak; Atın yerini (hipodromlarda kumar amaçlı kullanımı mevcut) araba almıştır. En eskisinden en lüksüne kadar. Avratın yerini yerli yabancı fark etmez anlık veya gecelik kadınlar almıştır. E geriye kaldı bir tek silah. Onu da üç kuruşluk zevkimize alet eder olduk. Düğünlerimizde ve maçlarda aptalca kullanılmaya başlanıldı ve kullanılmaya devam ediliyor. Hepimizin de bildiği gibi bunu yapanlara “maganda” denmekte.
Bunu niye yazıyorum gelelim asıl konumuza. Biz biraz balık hafızalı millet olduğumuz için, maganda kurşunuyla hayatını kaybedenleri çok duyduk ve çabuk unuttuk. Ne yazık ki ders almamız gerekirken aynı şeyler tekerrür etmekte ve edecektir. Niye mi? Hemen anlatayım, çok yeni bir olay. Görevdeyken bir kurşunlanma vakasıyla karşı karşıya kaldık. Öğrendik ki bir kişi daha maganda kurşununa kurban gitmişti. Kendi düğününde maganda kurşunuyla kafasından vurulan talihsiz bir damattı bu seferki kurban. Müdahale etmek için kolunu çevirdiğimde avucuna yakılan kınayı görmem benim bittiğim andı. O anki üzüntümü tarif etmem mümkün değil. Geçmişte sahip olduğumuz değerleri bir bir kaybeder olduk. Neyimiz kaldı ki geriye? Ben bilmiyorum, bilemiyorum. Bilen varsa yazsın lütfen.
|