Ne diyordu Muharrem İnce meclis konuşmasında; “Şırnak’a otuz sekiz doktor tayin edildi, beş tanesi göreve başladı, üç tanesi göreve başladığı gün istifa etti!”
Sağlık sorunları bol olan bir memlekette sağlık personeli sıkıntısı had safhada. Bu işin bir tarafı. Diğer tarafı ise fedakârlık isteyen gözde bir mesleği bölgesel konum ve şartlar nedeniyle daha başlamadan işin başında elinin tersiyle itmek.
Bu mesele sadece Güney Doğu’nun meselesi değildir. Aynı sıkıntılar diğer bölgelerimizde de mevcut. Nedense büyük şehirler dışında bu mesleğe pek ilgi gösterilmiyor. Sebepleri çok çeşitli olabilir. Zor coğrafyalarda görev yapan, insana hizmet için çoğu zaman kendi hayatını riske eden sağlıkçıları tabiî ki de tebrik etmek gerekir.
Acil hizmetlerde doktorsuz, teçhizatsız ambulanslara rastlamak her zaman olasılık dâhilinde.
Özellikle taşrada.
Doktorsuz, hasta nakil eden ambulanslar var bu memlekette. Tek hemşire, bir de şoför. Hastanın doktoru da, anestezi uzmanı da, psikoloğu da hepsi o. Saatler süren yolculuklarda yanında bir tek Allah’ı var. Şimdi diyeceksiniz ki; “Görevi değil mi?” Sakın demeyin! Diye diye bu hale geldik…
Acil servislerde doktorlar kendileri acil birer vaka haline gelmişler. Personeline mesleğini sevdirmezsen hastaneler ticari kazanç kapılarının ötesine geçemez. Sağlık emekçileri de bu ticarethanelerin işçileri konumunda hayatlarını sürdürüp giderler. Oysaki sağlık kurumları, hayat kurtarmak ve şifa vermek zemininde hizmet vermelidir.
Şimdi bütün bu aksaklıkların ceremesini özveri ile çalışan sağlık personeli mi çekmeli? |